“Göğün Sofrası” – Edebi Bir Hikâye..
⌈Zeki Gökhan⌉
Rüzgârın en berrak estiği bir sabah, dağların yamacında yaşayan Doruk, taşlara sinmiş güneş kokusunu içine çekti. Karnı aç değildi; aslında akşamdan kalma yarım bir ekmek bile yetmişti ona. Ama içindeki başka bir açlık kabarıyordu:
Anlama açlığı.
Düşünme açlığı.
İnsana özgü o derin açlık…
Doruk, ormanın kıyısında beliren bir boz ayıyla karşılaştı. Ayı, dalları şakırdatan iri hareketleriyle yaklaşıyor, yerde bulduğu her şeyi iştahla yalayıp yutuyordu. Doruk gülümsedi:
“Afiyet olsun dostum.”
Ayı, ağzı meşe palamuduyla doluyken homurdandı:
“Afiyet olur tabi. Yaşam yemek içindir zaten! Kış geliyor, hazırlanıyorum.”
Sesi dağlardan sekiyordu:
“Sen neden yemiyorsun? Aç değilsin galiba?”
Doruk, boğazındaki ince bir düğümü yutar gibi başını salladı.
“Benim açlığım başka,” dedi.
“Ben bugün düşünmeye geldim.”
Ayı duraksadı.
Gözlerini kıstı.
Sanki ilk kez tuhaf bir canlı görüyordu.
“Düşünmek mi?” dedi hayretle. “Ben düşünmem. Midem düşünür.”
Doruk güldü, ama ayıya değil—insanı hayvandan ayıran o ince çizginin güzelliğine.
“Senin gücün kaslarında,” dedi, “Benimki kelimelerde.”
Ayı anlamadı; anlamasa da umurunda olmadı.
Göğe baktı: “Gökyüzü niye bu kadar büyük?” diye sordu Doruk.
Ayı hemen cevapladı: “Daha çok yağmur sığsın diye.”
Doruk gülümsedi: “Ben göğü, düşünceler sığsın diye büyük sanıyordum.”
Ayı, Doruk’un yüzüne iyice eğildi:
“İnsan garip bir yaratıksın,” dedi. “Az yiyorsun, çok düşünüyorsun. Bu iyi mi kötü mü anlamak zor.”
O anda rüzgâr bir yaprak savurdu.
Doruk yaprağın düşüşünü izledi.
Yaprak yere değmeden önce aklından bir düşünce geçti:
“İnsan, doğanın sadece bir tüketicisi olsaydı, bu yaprağın düşüşünü şiire çeviremezdi.”
Ayı yaprağı iştahla kaptı.
“Yenir mi bu?” diye sordu.
Doruk kahkaha attı:
“Yenir mi bilmem ama içindeki hikâyeyi duyabiliyorum.”
Ayı başını sağa sola salladı:
“Hikâye midemizi doyurmaz.”
Doruk cevap verdi:
“Ama ruhumuzu doyurur.”
Ayı ilk kez sustu.
Dağların o büyük sessizliği iki canlıyı da sarıp sarmaladı.
Doruk, bir kayanın üzerine oturdu ve ayıya şöyle dedi:
“Bak dostum…
Sen doğanın bir parçasısın.
Ben ise hem parçasıyım hem anlamaya çalışan bir misafiri.
Sen karnınla yaşarsın.
Ben hem midem hem kalbim hem beynimle var olurum.
Et, ot, bal, kök… Hepimiz yeriz.
Ama insanı insan yapan—yemeğin ötesine geçebilmesidir.”
Ayı kaşındı:
“Yani?”
Doruk derin bir nefes aldı:
“Ben sadece bedenimi değil; bilincimi, irademi, toplumsal hafızamı da beslemek isterim.
İnsan sofraya sadece yemek koymaz;
bir de söz koyar,
bir de umut koyar,
bir de geleceği şekillendirecek hayal koyar.”
Ayı şaşkındı.
“Bizde bunlar yok mu?” diye sordu.
Doruk gülümsedi:
“Sizde güç var.
Bizde hatırlama, anlatma ve değiştirme arzusu.”
Ayı düşündü.
Belki de hayatında ilk kez.
“Yani,” dedi yavaşça, “biz karın doyururuz; siz dünya kurarsınız.”
Doruk başını eğdi:
“Evet… tam da öyle.”
O gün güneş batarken Doruk ayağa kalktı.
Ayıya son bir kez baktı:
“Sen iyi uyu dostum. Ben de düşüncelerimi kışa hazırlayayım.”
Ayı arkaya yaslanıp esnedi:
“Benim işim kolay. Seninki zor,” dedi.
Doruk gülümsedi:
“Zor ama güzel. Çünkü insan sadece yaşamak için değil, anlamak için de vardır.”
Ayı gözlerini kapattı:
“Peki anlam dediğin şey nedir?”
Doruk göğe baktı, yıldızların ilk kıvılcımlarını gördü ve şöyle dedi:
“Anlam…
Göğün altında küçük bir hayatın olduğunu bilmek ve buna rağmen büyük hayaller kurmaktır.”
Ayı bir süre sessiz kaldı.
Sonunda mırıldandı:
“İyi ki varsınız o zaman… göğü hikâyeyle dolduran sizler.”
Doruk yürümeye başladı.
Ayı ise uykuya daldı.
Ve rüzgâr, ormanın içinden geçerken insanla hayvan arasındaki farkı fısıldadı:
“Onlar yer.
Siz ise hem yer, hem düşünür, hem de dünyayı yeniden yaratırsınız.”
Saygılarımla

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler